Yolda Olma Hali

Garip, insanoğlu değişebiliyor. Eskiden bir yerden bir yere gitmek zor geliyorken şimdi hareket etmek, bir yere gitmek bizzat fikir olarak bile hoşuma gidiyor. Şüphesiz bir yerde kalmanın, alışkanlıkların, rutinlerin pratik anlamı vardır. Gündelik hayat bunun üzerinden yürür. Hatta miskinlik ve bir yerde kalıp hiç çıkmamak anlamlı bir durum. O eskiden dediğim dönemde uzaklaşmak fikri beni yorardı. İsterdim ki hep aynı köşesinde konaklayayım dünyanın. Bu öyle ki seyehat ettiğim zamanlarda sıradan olana da yansırdı. Misal bir yere gittiğimde diş fırçasını evde unutmuş isem sanki dünyanın başka yerinde diş fırçası yokmuş gibi gittiğim yerden yenisini satın almak aklıma gelmezdi. Gelse de, saçma bir şekilde, bu mümkün değil diye düşünürdüm. Bunun gibi bir sürü örnek
Nasıl ve ne zaman oldu bilmiyorum ama şimdilerde bütün dünyam “çantam”dan ibaretmiş gibi gelir bana. O an, aniden bir yere gitmek gerekse bile yola çıkarım ve sanki dünyamı yolda kuruyormuş gibi olurum. Evet gerçekten dünyamı yeniden kurarım yolculuk esnasında. Otobüsün camından görüntüler, imgeler, hayaller, beklentiler vb akar gider ve sonra onlar, nasıl olur bilmem, bir bütün olup içime, iç dünyama geri döner. Bence yolculuk insanın iç dünyasının dışımızdaki büyük dünyaya galebe çaldığı nadir anlardan birisidir.

Yine eskiden dışardaki görüntüler bazen ürkütürdü beni. Özellikle gece vakitlerinde bir sürü ışığı yanık ev gördüğümde “şimdi” derdim ve devam ederdim düşünmeye:” milyonlarca farklı dünyalar ne kadar da merak uyandırıcı”. Bilmek isterdim istemesine ama garip bir şekilde bu farklılık beni ürkütürdü. Şimdi ise sanki her evde aynı şeyler yaşanıyormuş gibi gelir bana.

Fakat yine de somut olan bizi tutar. O yüzden olsa gerek havaalanları, otobüs terminalleri, tren garları, benzinlik istasyonları, dinlenme tesisleri, otobüs durakları, metro vb yerler yolda olma halimize bir başka boyut katar. Gelip geçilen, “yer yok (non places)” olarak kabul edilen bu tip yerler, genelde, anlam yüklemediğimiz ve hatta anlamsız yerler olarak kabul edilir. Bir açıdan gerçekten böyledir ama bence o kadar da değil. Çünkü biz öyle ya da böyle anlam arayan, anlam inşa eden varlıklarız. Şu an AŞTİ’de otobüsün hareket saatini bekleyen biri olarak diyebilirim ki “şu AŞTİ’nin dili olsa da konuşsa”.