Fragman Denemeleri

I

Şiir, öyle ya da böyle, dokunur hayatımızın bir yerlerine. Bir de şu var; şiir dediğimiz şeyin ne kadarı kafamızı kuma gömme halleridir ya da artık biteviye sıkıcı hale gelmiş bunalım halleridir. Sennet’in ısrarla altını çizdiği gibi, narsizmin dibini bulduğumuz bu çağda şiir sadece malzeme mi oluyor acaba. Ama yine de kendimizi anla(t)maktan başka yolumuz yok gibi. İşte öyle bir çaba içindeyken, bazen öylece kalakalır insan. Yakınlarda uzağı; uzaklarda yakını yaşar. Ve şair; “Cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır” derken biz biraz da olsa halimizi anlamlandırır ve bir yerlere koyarız. Sonra şair şiirini şöyle bitirir:

Ve şimdi bir çok sayfasını atlayarak
bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim

(İsmet Özel, Kanla Kirlenmiş Evrak, 1972)

Evet, öyle oluyor.

II

Ahmet Hamdi Tanpınar, “saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insan” demiş. Ne güzel söylemiş. Anlamaya ve kıyısından kenarından anlatmaya çalıştığım şeyi bir cümlede özetlemiş üstad.

III

Yürüyüşe övgü düzmüş, atlara hayranlık beslemiş, trenlere türkü yakmışız ama sanki ondan sonra hızımız öyle artmış ki vaktimiz kalmamış gibi. Otobüsler, metrolar ve uçaklar nasibini almamış sözlerimizden.

IV

Bir memleketimin dereleri ve boğaziçi, bir de Vltava Nehri içimde gürül gürül akar. Thames ruhumu bulandırır. Kıyısında suyuna dokunsam da yine masaldır Tuna. Denize kavuşunca hayal kırıklığına uğramış gibidir Kızılırmak. Yanıbaşındaki Yeşilırmak, sel olup dile düşse de, mevzudan haberi yok gibidir. Tutkudur Neretva. Anlamasam da şiirdir Sen Nehri. Bir de beni çağıran nehirler vardır. Öyle inanırım. Gelmeme az kaldı, sevgili Neva Nehri.

V

Taşra insanın içinde başlar.

VI

Çağın çocuğu olmak ile çağa ayak uydurmak, iki farklı dünyanın her yere sinmiş ve her yerde görünen halleridir. Doğulu olmak, birazda, “geç kalmak” demektir. Nefes alırken bile acaba yetişirmiyim diye yaşamın ahengini bozmaktır. Çağa ayak uyduranlar ile çağın çocuklarının kaçışları da farklıdır. Çağın içinde olanların kaçışı mekansaldır ve çeşit çeşit. Bizim gibi toplumların ise, genelde, tek bir kaçışı vardır; o da zamansaldır. O yüzden doğunun tüm çocukları, az ya da çok, devrime inanır. Sanırım, bizim bitmeyen trajedimiz de burdadır

VII

Garip bir huyu olabilir insanın. Benimkisi; senenin kelimesi seçme gibi bir huyum var. Şimdilik seronomisi falan yok bu işin. Aslında, kendi çapımda eli ayağı düzgün, sadece yakın çevremin katıldığı bir tören yapsam fena olmaz hani. Şüphesiz yıl boyu bir sürü kelime hayatımıza girer. Kimi öylece kalır kimisi ise görünür ve kaybolur. Bütün bu çokluk içinde bir kaç kelime öylece zihinde ve gönülde yer edinit ve zamanla kendi bağımsızlığını ilan eder. Misal geçen senenin kelimesi “heves” idi. Bilmiyorum ama bu kelime çok ama çok sevimli gelir bana. Geçen sene daha bir sevimli idi. Bir de kent kelimesi girmişti hayatıma. Yerli yersiz kent demeye başlamıştım. Bu oyunun tek kuralı vardır. Öyle bir kelime olacak ki, yer edinecek o kelime. Nefes alıp verecek. Bu sene daha şimdiden yer edinmiş iki kelime var: Biri, “Meneviş”, diğeri bende saklı.