Kategoriler
Diary İçerden Bakış

Bir Yazarın İzinde

Şehrin kalp atışı şairin ya da yazarın kaleminin ucundadır. Bu böyle olur. Nice yolculuklar vardır ki en güzellerinden birisi ve hatta en güzeli bir yazarın kaleminden sokakları görmektir. Daha önceki, hani sayfalarda yapılan yolculuk yetmez ve okuyucu ya da eseri yeniden yazan kişi kendini kente atar, kenti yeniden yazar.  Şehri okuyan da yazan da birdir. 

Başlangıçlar tüm başlangıçlar gibi, heyecanlı ama sonrası meçhul. Tarihin derinliği ve şimdinin genişliği arasında yazar bile unutulur ve burada mı yaşamış bu yazar diye ilk sorular sorulur. Sonra kentin büyüklüğü sarar insanı. Yazar o şehir içinde küçücük bir nokta olur ve bir süre sonra zaten görünmez bile. Artık o şehir ve yazar arasında bir bağ kuramazsınız. Yine de direnilir. Denir ki, o okuduğum şeyler neydi peki!..

Sonra derin bakış bırakılır. Alalede bir turist gibi yol alıp semboller peşine düşer insan. İlk keşif; bir yazar şehrin tüketilen metası olmuşsa o yazarın ve kentin dünyasına girmek daha da zorlaşır. Üstelik yazarın yaşadığı dönem üzerinden epey zaman geçmişse sanki arkeolojik kazı titizliği lazımdır.  Ya da şimdiki zamandan ne kadar uzaklaşılırsa o kadar iyidir, kim bilir!..İşte orda yazarın mezarı, karşımızda duruyor, girişinde fotoğraf çekenler, fotoğraf çekilenler arasından yazarı görmek nasıl olacak ki. Ya da onun doğduğu ev ziyaret edilse ve hatta o ev müze ise bize ne söyler acaba. Bu kaçıncı deneme, onun sokaklardaki izi silik diye şaşkın şaşkın dönüş için. Lakin, bir ses, bir yazarın izi sokaklarda mı aranır derken ama yine de sokaklara at kendini der diğer ses. Hayat işte, bir zıtlıktan diğerine evrilmekse kader, bir yazarın kent ile kurduğu ilişkinin keşfi de zıtlıklardadır belki.

Şurası kesin; evet bir ses vardır, kentin ve yazarın çağrısının kesiştiği ama artık derin bir sessizliğe gömülmüş bir ses. 

Sonra unutursun, o bir zamanlar sayfalarda duyduğun sesi, şehri, yazarı ve yazarın o şehirde yaşadığını unutursun. Ve kim bilir hangi zamanda, hangi köşede, ufacık bir  şey olur, ne bileyim bir şey görür ya da duyarsın; sonra zaman açılır, daha da açılır ve gülümsersin. İşte o an yazarın kentine ilk adımını atmışsındır.